Öğretmenlerimiz dediğimiz zaman yere göğe sığdıramayız.Hem toplumumuzda, hem inançlarımızda ,topluma yön verenler, hep saygı, hürmet görür Rabbimiz apaçık destekler topluma yön verenleri.:’’Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu ?der ..Hz Peygamberimiz :’’ilim öğrenmek öğretmek üzere yola çıkanlara melekler kanatlarını serer onlar için dua eder buyurur. Hz Ali’nin o meşhur sözü dillerimizdedir her zaman.:’’Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum’’ diye .. Diğer yandan ,her meslek mesaiyle sınırlıdır, saygısı da hürmeti de mesai içinde kalır. Ama öğretmen, sokakta çarşıda otobüste her yerde öğretmendir .Toplum ona, sadece çocukları eğitme görevi değil, toplumu yönlendirme görevi de verir. Her yer de hocam diye hitap edilmesi hep bu yüzdendir. Kısacası ,inancımız ,örfümüz adetimiz hep öğretmeni baş tacı eder..
Ee bu kadar saygının hürmetinde bir bedeli olmalıdır.Bu bedel de, toplumu Ve bu toplumun geleceğini ,iyiye doğruya güzele yönlendirmekten geçer. Toplum bize can parçasını yarınlarını emanet eder .. Sabah kaldırmaya kıyamadığı evladını öğretmene gidecek eğitim alacak, faydalı insan olacak diye ,bize gönderir. Bizler öğretmenler olarak yetiştirdiğimiz nesille ya hürmete layık olmayı hak ederiz ,yada bir ömür beddua alırız.. Okullarımızda sıkça rastlanan bir durum olsa da … Bu yazıyı kaleme almama sebep olan bir manzarayı sizlerle paylaşmak istedim. Bu gün sabahleyin işe giderken, gözüm İmam Hatip lisesine takıldı. İmam Hatipli olduğum için de, daha bir içtenlikle seyretmeye başladım. Okulun bahçesinde öğrenciler, sabahın yedisinde sıra olmuş bekliyordu. İçeriden uzun boylu izbandut gibi asık suratlı, bir hoca çıktı sıraya dizdiği 15 -20 kadar liseli öğrenciyi sille tokat dövmeye başladı.Sokaktan geçen biri olarak müdahale etmek zaten hakkımız değil. Durup seyrettim .. Yüzüne tokat yiyen çocuk elini yüzüne götürüyor, eliyle yüzünü kapattığı için tokatlar daha da sertleşiyor. Hakaretler ardı arkasına sıralanıyordu. Dayak yiyenler, diğer arkadaşlarının bakışları arasında tek tek içeri girdi Bekleyip sebebini öğrenmek istedim. Acaba bu gençler , Sabahın yedisinde ne suç işlemiş ki, bu kadar gururları kırılıyor, hakaret yiyor dövülüyor. Hırsızlık mı ?Saygısızlık mı ? Birine zarar mı vermişler ? Hiçbiri değil.. Meğer o öğrenciler ,saçlarını hoca efendilerin belirlediği düzeyde kestirmemişler .. Buz kesildim bu manzarayı görünce .. Yazıklar olsun !Çoğu okulda aynı uygulamalar . Dayak yasakmış ! Geçin onları… Bu mu eğitim ? Bumu sevgi ? Böyle mi yön vereceğiz çocuklarımıza .. Hele lise çağları… Enerjinin tavan yaptığı ,umutların yeşerdiği, hayallerin sınırsızlaşıp bir sevgilinin gözünde kaybolduğu bir dönem .. O kız arkadaşlarının göz önünde dayak yemek ten daha ağır bir ceza ne olabilir ki.? Sonra da oturup dert yanıyoruz vay efendim : Gençlerimiz neden okulu sevmiyor ?Neden öğretmenlere saygısız davranıyor ?İmam Hatibe giden biri neden dinden imandan soğuyor ? Toplum neden hacı hoca dan uzak dur diyor ? Neden eğitimciler olarak kendimizi sorgulamıyoruz da hep suçu medyaya başka şeye atıyoruz. ? Önce şu gerçeği kabul etmemiz gerekiyor Dayakla hakaretle gençlere yön verilmez.Şiddetin her türlüsü bize nefret olarak beddua olarak geri döner. Bizler öğretmenler olarak: ‘’Dayak, (şiddet) cennetten çıkmadır ‘’ Sözünü zihinlerimizden silmediğimiz sürece gençlerimizin hayallerini çalan umutlarını yok eden ‘’HIRSIZ ÖĞRETMEN ‘’Olmaktan öteye gidemeyiz.